Menopoz kadın hayatının evrelerinden biridir ve doğal bir sürecin sonucudur. Menopoz dönemi toplumda yaşlılığın başlangıcı gibi görülse de ortalama insan ömrünün 80’li yaşlara çıktığı düşünülürse, bu günümüzde kabul edilebilirliğini yitirmiştir. Menopozal dönem insan hayatının önemli bir kısmını kapsamaktadır.
Menopoz elbette ki bir hastalıkmış gibi anlaşılmamalıdır. Bu dönemdeki kadınlar her hangi bir şikayetleri olmasa dahi rutin poliklinik kontrollerine girmeli, koruyucu hekimlik hizmetlerinden faydalanmalıdırlar. Bu dönemde yeni teşhis edilebilecek tansiyon, şeker, kalp gibi hastalıklar ve çeşitli kanserler erken fark edilebilir ve tedavisi verilir.
Menopoz Belirtileri
Vücuda azalan östrojenle birlikte zamanla bunun etkilerini menopozdaki kadınlar hissetmeye başlar.
En önemli belirtiler şu şekildedir:
- Ateş basması
- Uyku bozuklukları
- Cinsel organlarda kuruluk, kaşıntı, kanama, sarkma
- İdrar yolunda sorunlar (idrar kaçırma, sarkma)
- Kemik erimesi
- Kalp ve damar hastalıkları (damar tıkanması)
Menopozdaki Hastaların Takibi
Menopozdaki hasta yıllık doktor kontrollerine gitmelidir. Bu muayeneler sırasında ilk önce detaylı bir hikaye alınır. Hastanın tüm bilgileri dikkatlice not edilir, mevcut şikayetleri öğrenilir. Takiben jinekolojik muayeneye geçilir. Muayene masasına alınan hastanın ilk önce dış üreme organları incelenir, herhangi bir hastalık durumu kaydedilir. Sonra spekulum adı verilen bir aletle iç üreme organları değerlendirilir. Smear adı verilen rahim ağzı kanserini erken dönemde saptamamıza yarayan bir test bu esnada alınır. Mikroskop altında incelenmek üzere patoloji laboratuvarına gönderilir. Son aşamada elle muayene yapılır. Bir el vajene konur, diğer el karın üstünden bastırılır. Pelvik organlar ve bunlara ait hastalıklar saptanmaya çalışılır.
Daha sonra ultrasonografik muayene yapılır. Bekarlar idrara sıkışık bir şekilde karında ve evli bayanlarda vajene konan bir prop yardımı ile ultrasonografik değerlendirme yapılır.
Meme muayenesi de önemlidir. İstatistiklere göre her sekiz kadından birinin hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanacağını ve hastalığa yakalanan her 25 kadından birinin bu nedenle hayatını kaybedebileceğini göstermektedir. Bu nedenle meme muayenesini her kadın düzenli olarak yaptırmalıdır.
Hormon replasman tedavisinin (HRT) yararları nelerdir?
Menopoz tedavisinde temel amaç kadında eksilen temel hormonların yerine konmasıdır. 1960’lı yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. İlk başlarda eksik olan sadece östrojen diye düşünülüp tek başına veriliyordu. Ancak günümüzde östrojeni tek başına verilip yanına progesteron hormonu eklenmemesinin beraberinde çeşitli riskler getirebileceği fark edilmiştir. Östrojen dozu azaltılıp yanına progesteron hormonu ekleyip tedaviler öyle verilmiştir.
Bu şekilde hormon tedavisi verilenlerde menopoz şikayetlerinin ve kemik erimesi problemlerinin daha az görüldüğü tespit edilmiştir. Ancak günümüzde hormon tedavisi özellikle ateş basması şikayetleri olan hastalara verilmektedir.
HRT’nin Kalp, Beyin Hastalıkları ve Meme Kanseri İlişkisi
Kadınlarda menopozlu yaşlar öncesinde kalp krizi ve damar sertliği gibi kalp ve damar hastalıkları oldukça az görülürken, 60 yaşına geldiklerinde aynı yaştaki bir erkekle kalp krizi geçirme riski neredeyse aynıdır. Menopoz öncesinde kalp hastalıkları riskleri kadınlarda erkeklere göre az iken menopoza giriş ile birlikte artış göstermesi ilk başlarda östrojen eksikliğine bağlandı. Kadınlara kalp hastalığından korunmak için östrojen tedavisi verildi. Ancak 2002’de Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yaptığı çalışmada veriler toplandıkça östrojen vermenin kalp hastalıklarından korumadığı, bilakis kalp ve damar hastalıklarının arttığı izlendi. Bu nedenle kalp ve damar hastalıklarından korunmak amaçlı östrojen vermiyoruz. Aynı zamanda östrojen tedavisinin kadınlarda serebrovaskuler hastalık(inme, felç) riskini arttırdığı gösterilmiştir.
DSÖ’nün çalışmasında en göze çarpan sonuçlarda biriside 5 yıl süre ile östrojen kullanımı ile normalde 10000 kadının 30’unda görülen meme kanserinin 10000 kadından 39’a çıkmasıdır. Bu çalışmanın sonuçları kadınlarda menopoz döneminde östrojen vererek yerine koyma tedavisinin cazibesini oldukça azaltmıştır.
HRT’ nin Kemik Erimesi ve Bağırsak Kanserine etkisi
Menopozda hormon tedavisi alanlarda kemik erimesi daha az olmaktadır fakat dikkat edilmesi gereken nokta ateş basması şikayeti gibi hiçbir menopozal şikayeti olmayan kadınlara sadece kemik erimesini önlemek amacıyla östrojen yani hormon tedavisi önerilmemektedir.
Menopozdaki kadınların kemik erimesinden kaçınmak için riski arttıran etkenlerden mümkün olduğunca kaçınmaları gerekir.
Riski arttıran durumlar:
- Genetik faktörler
- Sigara
- Çok fazla alkol kullanımı
- Çok az egzersiz ve hareketsizlik
- Kalsiyum alımında yetersizlik
- Steroid kullanımı (sıklıkla astım ve artrit tedavisi için)
- Tiroid hormonu (yüksek dozda kullanımı)
- Erken menopoz (45 yaş öncesi)
Menopozdaki hastalara yıllık kemik mineral dansitometrisi çekilerek kemik değerlendirmesi yapılır.
Kemik Mineral Ölçüm yöntemine göre:
| Normal T-skoru<-1 SD Osteopeni T-skoru -1 ila -2.5 SD Osteoporoz T-skoru -2.5 SD ve kırık yok Yerleşik osteoporoz T-skoru >2.5 SD ve kırık var |
Bu şekilde sınıflandırılır.
Menopozda osteoporozun tedavisi için öncelikle beslenme, yeterli güneş ışığı alma, egzersiz, yaşam şeklinin düzeltilmesi önerilmelidir. Kemik yıkımını azaltan (kalsiyum, bifosfonatlar, raloksifen, kalsitonin ve hormon replasman tedavisi) ve kemik yapımını arttıranlar (D vitamini, paratiroid hormon, flor gibi) çeşitli ilaçlar kullanılır.
Kolon (bağırsak) kanseri kadınlarda daha sık olarak en fazla 60-75 yaşlar arasında görülür. DSÖ’un yapmış olduğu çalışma da östrojen kullanımı ve bağırsak kanseri arasındaki ilişki araştırılmış. Östrojen kullananlarda bağırsak kanseri riskinin %50 azaldığı saptanmıştır. Östrojenin hangi mekanizma ile kolon kanseri riskini azalttığı tam olarak bilinmemekle birlikte etkisinin karsinojen olan safra asitlerinin hormon kullanımı ile azalmasına bağlı olduğu tahmin edilmektedir.
Erken Menopoz
Erken menopoz diğer adıyla erken yumurtalık yetmezliği (premature ovarien yetmezlik) 20 yaşın altında %0.01, 30 yaşın altında %0.1 ve 40 yaşın altında %1 olarak görülür. Erken menopoz bilinen menopozla aynı değildir. Farklı ele alınıp tedavi edilmelidir. Herhangi bir nedenle yumurtalıkların hızlı tükenmesine neden olan her olay erken menopoza neden olur. Olguların %5-30 oranında ailesel geçiş gösterilmiştir. En sık görülen nedenler aşağıda sıralanmıştır.
- Kromozomal anomaliler (Turner sendromu ve Frajil X mutasyonu)
- Otoimmun hastalıklar
- Östrojen sentez bozuklukları
- Metabolik hastalıklar
- Kanser tedavisi (kemoterapi ve radyoterapi)
Karakteristik bir bulgusu yoktur. Ancak bu şikayetler çoğu kadında normal adet görürken bile ortaya çıkabilir.
Hastalar genellikle adet görememe ve kısırlık şikayetleri ile doktora başvururlar. Ateş basması yumurtalık yetmezliğinin en önemli belirtisi olabilir. Erken yumurtalık yetmezliği tanısı kanda FSH, LH ve E2 gibi yumurtalık fonksiyonunu yansıtan hormon düzeyleri bakılarak konur. FSH ve LH farklı yüksek, E2 ise düşük bulunur. Bu konuda yeni bir marker ise AMH’ dur. Özellikle yardımcı üreme teknikleriyle çocuk sahibi olmak isteyenlerde yumurta sayısı ve kalitesi hakkında fikir verir. AMH düzeyi yumurta sayısı düştükçe, azalır.
30 yaşından genç olgularda mutlaka genetik inceleme yapılmalıdır. Bu hastaların % 10-20’ sinde kendiliğinden düzelme olabilir. Bu nedenle belli aralarla hormon düzeyleri kontrol edilmelidir.
Tedavide östrojen eksikliğine bağlı ateş basması, terleme, kemik erimesi, vajinal kuruluk gibi şikayetler östrojen replasmanı ile tedavi edilir. Genetik açıdan normal ve genellikle hormon tedavisi alan hastalarda kendiliğinden gebelik olabilir. Bir veya iki kez FSH düzeyinin 40 IU/L altında olması durumunda yumurtlama ve kendiliğinden gebelik olasılığı daha yüksektir. Ancak FSH 100 IU/L üzerindeyse yumurtalık yetmezliği geri dönüşümsüz olarak kabul edilir.
Her ne kadar erken yumurtlık yetmezliği olan hastalar % 5-10 kendiliğinden gebe kalabilirlerse de, IVF (Tüp bebek) kadının yumurtası ve erkeğin sperminin vücut dışına alınarak laboratuar şartlarında bir araya getirilerek döllenmesi bu hastalarda kullanabilecek en iyi işlemdir. ICSI (Intra-Stoplazmik Sperm Enjeksiyonu) işlemi, özel bir mikroskop kullanılarak her bir yumurtanın içine bir adet sperm hücresinin yerleştirilmesidir. Gene bu tarz hastalarda kullanılabilecek bir yöntemdir.


